ârâmgâh

Nazir Akalın için

 

ârâmgâh

 

alnı soğumuş göçmeniz, gurbetimizde paylaşacak toprağımız  kalmadı bizim   

uzaklara yürüyen içli şairlerin üşümüş bedenlerine ağlamak boşuna


kuru hardal yapraklarını ufalasan da ancak bizi göğe savurur aha bu rûzgâr

sonunda kendimizle kalırız ey attar, sonunda kısalmaz  sokulduğumuz yollar

bense yüzüme sürdüğüm toprağın tozuna uzanarak geçiyorum dünyaya

çünkü bir şebboy üzerimde çoğalıyor, şimdi kimin kırçanı tutar rüyalarımda

                                                                                         

alaca kuşlarsa pırrr diye birden boşalır şafağın ıslak direklerinden, üşürüm
üşürüm, akşama cebinde ayna saklayan çocuklar gibi girerek üşürüm

                                                                                                

içerimde yalnız Allah bulunur; gece soğuyup, hızla açıldığında karılan toprak

o saat beni yağdıkça yağan bir yağmurun durmayan sesi uyandırır ancak

gerçi ben kimse için ırmağın çağıltısını duyamam artık ama şafak yaklaşınca

ayak seslerinden takip ederim kederli atlarla uzaklaşan tuhaf yalnızlığımı

                                                                                        

dörtnala sığırcık kuşlarını kovalamakla gecenin kokusu bizi bırakmaz

ey muhteşem meleğim yanıma gel, bir karanlık sokak ki beni kimse tanımaz  

                                                                                                                            

2004

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !