deniz feneri

deniz feneri

hangi rüya saklar sesimi

hüzün ayaklarının parmağı üzerinde girmedi ki nehre

hangi rüya bir şehrin üzerinde yükselen

yağmurlu gecenin rengi ile yalnız kalır

üzerimize uzanan melankolinin alıkoyduğu

yanar söner bir deniz feneri yok

unut artık

yanar döner bir deniz feneri yok

 
sanki ben kaldım yağmurlu bir gecenin

yapraktaki sesini işiten kırlangıçla baş başa

gecenin sevdiği kızların masalında

cesur güneş ışığı olarak sanki ben kaldım

artık toprağı ince boynundan başlayın sevmeye

 

nehri emziren kızlar, işitin !

göğüsleriniz doyurmayacak hüzne rağmen dünyayı

hüzün deyince yağmur gelecek içinize

incelip süzülecek sade bedenlerinizden

 

çocuktum

işte şimdi dönüyorum

ardıç ağacının arkasında saklı o acıya

bakmaya dayanamıyorum saçlarının

mor parmak uçlarından havalandığını işitince annemden

neden sedef tarağımı düşürmek isterdim anne

yeniden saklamak için mi onun sesini

 

hangi ağaca koşsam karanfil kokusu açıyor dünya

yeniden, yeniden ölmem için mi anne

kahretsin, görmeseydim yüzünü

sonbahar fesleğen kurusu gibi düşseydi ceplerime

kolay olmazdı yağmurun kokusuna alışmak

kolay olmazdı ölüm sırnaşmasa karıncalara

şimdi kimi uyandırsam sabah olmadan

gece göstermeyecek yüzünü ay doğmayınca

yalnızca cama değen damlacıklar mı tıp tıp düşer

sokak lambaları kaybedip saydam ölülerini göz önünden

canilerin taşıdığı masum cesetler atılır toprağa

korku ara vermez yüzüme yabancı insanlardan

şimdi kimi uyandırsam anne

 
aşk acıtarak anlatılır

ellerinde sıkışan kalpleri acıtarak

saçlarını hatırlamak sona erdirmiyor bir geceyi

annem bilmiyor, kurdelasının rengi yoktu

kirlibeyazdı ama rengi yoktu

yalnızca saçları vardı ellerinden havalanan, annem bilmiyor

rüyamda nasıl intihar edileceğini öğretmedi bana bir çocuk güzeli

rüya ise ölümü hatırlatmıyor yalnızca

bir martı gibi yükselerek titriyor bir ırmağın damarlarında

bakınca görülmez oluyor bu fotoğrafta kendine sığmayan yüreğim

belki sonbahar aralar dünyaya açılan

soğuk ve demir kapısını saadetin

 

şimdi hangi fotoğrafa koşsam

acı da bize kendini coşkusu ile açıklar

nerede saçlarını kulaklarının ardına saran sonbaharım

nerede benim hüznüm

arkasında arayacağım, kapısını çalacağım

bir tek dost bırakmadan giden

kardeşim nerede

 

artık aldanma

sır değil kalbimizde kaybettiğimiz kasaba fotoğrafları

şimdi burada hangi kızla kestirsem damarlarımı

sonuna kadar eylül havalanır sırmalı mendilimden

 

belki kalbimle birlikte gideceğim

belki düşlerimin nehri çekilmek istemiyor içimden

içimden perdelerini açıyor sararmış çınar yaprağı

yağmurla doludizgin sevişen taraçaların sesi 

perdelerini içimden açıyor.

 

2001

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !