diz boyu saadet

diz boyu saadet

 

bir çocuğa ebemkuşağı nasıl bulaşır bilmezsiniz

hüzün uçuk bir titrekliğe inince o gün

geçip  gideriz içimizden, gri bir sestir açılır deniz

 

çünkü kuş değil göğsümde sıkışan, kederden bir dünya

kederden bir sabah

ve şehir gibi bir şeyler çarpardı saçlarıma

sen yoktun ve kırılırdı rüzgârın o görkemli eli

bahar esmer uykular gibi çözülürken gözlerimde

bir kül ve bir toz olarak göğüslerdi denizi

 

ve güneş batıyor,

kaybolmuş bir saadeti seyretmenin henüz başlangıcındayız

karın dizlerimize değdiği ilk gün

hırkamın sıcaklığına yaslanıp koşardım

çünkü çocuktum,

toprağa akan bir güzün serin gölgesinde büyüdüm işte

yağmur dedimse saadeti kaybolmuş bir ırmaktı, aktı

yok oldu bir çocuğun kuşlara sokuluşu

yeryüzü atlısıydım,

diz boyu hatırayla inerdim bir albümün son resmine

 

ve güneş batıyor,

nihayetsiz bir denizi seyretmenin henüz başlangıcındayız

belki yağmur açacak bir fenerin parıltısına çarpan muhayyilemizi

şimdi diz boyu saadet taşıyacağız bir albümün uçuk mavi kıyısına

senle de sensiz de iki yakasını bir araya getiremediğim ömrümün

takılarak o muğlak büyüsünün arkasına

bildik bir hüzünle açılacak sabahımız

 

bildik bir hüzün yalnızca

sanki rüya olup çekilecek aramızdan bir soluk hasret

siyah beyaz saadetler taşınacak alnımıza

kuruyan bir damar olacak haziran

sokulacak son yalanıma.

 

1985

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !