yürüyüş

yürüyüş

 

dilimin altında saklayıp durdum raptiyemi

hırkamın rengini unuttum; azdırmadan itimi

ben unuttum

kimi düşürsem içerime onunla yürüdüm hüzne

nasılsa elini bana bırakmıştı kestane ağaçlarına konan yağmurdan

kuşların soluklarını devşiren yaşlı babam

bense yeşil bir ölümü bulup çıkardım bedenimden

yoksa dönerek dizlerime tüneyen

küllerini üflemek zor olurdu üzerimden

çoktan unutmasaydım sırtından zehirlenen taze bir gelini

senden ırmağın sırrını  bir çırpıda çeker miydim

 

ey unutkan ve kendine meyleden kalbim!

sen söyle benim bu yağmurdan nasıl kurtulacağımı

benim mürşidim sen isen, şimdi sen söyle

uzak kalmasaydım kiminle kirlenirdi toprağın yüzü

tükenirdi göğsümden terleyerek uzaklaşan hüznüm

yürüyüp kalırdım ufukta daralan raylarda.

şimdi kan kırmızı şafak renginden nasıl çıkarayım seni

bir trenin karanlıktan ışığa uzamasına şaşırsam da

parmaklarımın ucuyla tutup nasıl çıkarayım seni

şayet bir şafak vaktinde yakalasam kanın sıcaklığını

ışık oyunları nasıl kışkırtır aklımızı resimlerde

sen söyle ey benim mürşidim, şimdi sen söyle

saçlarını

kalbimiz acısın diye sıvazlamadık ki terleyen avuçlarımızla

işte orada ! bağrışmalarını duyduğumda zaten

bir ırmağın balçığıyla sakladığım çakılları kaybetmiştim ben

şimdi adını aramaya çıkmalıyım kendimden başlayarak

kırılan cam seslerinden bana ne kalacaksa kalsın

bırak da kalsın, ben gideceğim çünkü

çekip gideceğim çınar yaprakları bırakarak ardımda

her ölüm için bir çınar yaprağı bırakarak

onyüzbin çınar yaprağı olacak ey benim kalbim, onyüzbin

senden kendine sığmayan öpüşmeleri istiyorum

gözlerimi kapasam içim üşüyecek nasılsa                                                                              

nasılsa bırakıp gideceğim

 

ben ölümün ne zaman düşlerimden çekildiğini görsem

kendime sığamam, yürürüm bilinmezlerine yüreğimin

mezar kokularından geçerim içime çekerek derin dünyayı

sonumu bilmem, kolayca incinirim lâkin

verdiği ipuçlarına incinirim karçiçeklerinin

yürürüm yoluna içerimden başlayan bir ırmağın sesine doğru

ben kimim demem, darda mıyım, neredeyim şimdi

ey benim mürşidim, neredeyim

ben yoruldum kendimden

aç da perdeni kendimi göreyim.

 

2004

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !